Hükumet sistemleri; kuvvetler ayrılığı ve kuvvetler birliğine göre şekillenmektedir. Dünya genelinde yaygınlıkla uygulanan; parlamenter sistem, yarı-başkanlık sistemi ve başkanlık sistemi kuvvetler ayrılığı ilkesi üzerine temellendirilmek-le birlikte, bu ayrımın, sert ve yumuşak olması her birinde farklılık arz etmektedir. Cumhurbaşkanlığı seçiminin yaklaşmasıyla birlikte gündemde olan ve seçime kadar güncelliğini koruyacak olan yarı-başkanlık sistemi üzerinde duracak; ülkemizde uyarlanabilir mi? Bu konuda Anayasa da ne gibi eksiklikler var? Şuan uygulanması gerekli midir?...Bu soruların cevaplarını vermeye çalışacağım.
21 Ekim 2007 Anayasa değişikliği ile birlikte Cumhurbaşkanının ilk defa halk tarafından doğrudan seçilmesi kararlaştırıldı. Bu adım yarı-başkanlık sistemine geçişte en önemli aşamaydı. Ancak tek başına yeterli bir özellik değil. Her ne kadar, klasik parlamenter sistemlere nazaran güçlendirilmiş ve icra-i yetkilerle de donatılmış bir Cumhurbaşkanına sahip olsak da yarı-başkanlık sisteminin olmazsa olmaz iki önemli unsurunun da anayasal bir yetki olarak başkana tanınmadığı sürece bir yarı-başkanlık sistemin varlığından söz etmek pek mümkün olmamaktadır. Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi kadar, Devlet Başkanı'nın yanında, parlamentoya karşı siyasi sorumluluğu olan Başbakan ve Kabinenin varlığı ve Devlet Başkanına tanınan güçlü yetkiler yanında özellikle Başkan'ın parlamentoyu şartsız fesih yetkisi anayasa da yoktur.
Bu yetkiler şuan ki istikrarlı siyasi yönetimin varlığı nedeniyle pek gerekli görülmese de sağlıklı ve daha demokratik bir hükumet sistemi için gerekli olduğu kanaatindeyim.
12 yıllık iktidarlık döneminde 8 kere seçime gitmiş ve her defasında daha geniş kitle tarafından meşruiyet kazanmış bir hükumetin göstereceği adayın Cumhurbaşkanı seçileceği kuvvetle muhtemeldir. Bu seçimi doğrudan halkın yapacak olması Başkanın siyasi olarak da meşruiyet kazanacağı anlamına gelmekte, iktidardaki hükumetin de aynı siyasi çizgide olduğu göz önüne alındığında ülkemizin istikrarlı gelişimine bu sistemin büyük katkı sağlayacağı aşikardır.
Sistemin sağlıklı bir şekilde işlemesi ya da adının konması için yukarıda değindiğim anayasada ki eksiklerin giderilmesi gerekmektedir. Şuan uygulanmasının herhangi bir aksaklığa sebebiyet vermeyeceği kanaatindeyim. Ancak, 2023 hedefinde Yeni Türkiye yolunda ilerlerken, halkın yapımına katıldığı yeni bir Anayasa sonrası Cumhurbaşkanlığı seçiminin yapılması, seçim sonrası çıkabilecek sancıların baştan engellemesini sağlayacaktır.
Sonuç olarak; Hükumet kimi aday gösterirse göstersin kazanacağı aşikardır. Seçim hazırlıklarına start veren arkadaşlarımızın dikkat etmesi gereken husus; yeniden Anayasa çalışmalarının gündeme gelmesini sağlayacak zemini oluşturmaları, bu yönde çalışmalarda bulunmaları çok önemlidir.
Seçilecek Cumhurbaşkanı yüzde ellinin üzerinde oy aldığı takdirde, Hükumet tarafından yeni anayasanın biran evvel hazırlanıp, referanduma sunulup, halkın onayı ile yürürlüğe konması siyasi, ekonomik istikrarımızı ve küresel platformlarda söz sahibi oluşumuzu daha da kuvvetlendirecek 2023 Yeni Türkiye'sine sağlam ve kararlı adımlarla ilerlememizi sağlayacaktır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder