mesala...

kendi iç aleminize hoş geldiniz...

8 Mayıs 2013 Çarşamba

ÇARESİZLİK


                                             


                                                              ÇARESİZLİK

Yukarıdaki türkünün hikayesini bilir misiniz? Türkünün ağıt niteliği taşıması hikayesinden ileri gelmekte.
Derler ki; Malatyalı Fahri Kayahan ile köyün en güzeli Fahriye'nin hikayesini anlatır bu türkü. Fahri bu dünya güzeline gönlünü kaptırır, peşinden koşturur ve evlenirler nihayetinde.
Fahri gecelerde türkü söyleyerek geçimlerini idame ettirmektedir. Bir gece bir arkadaşı ile tartışır. Arkadaş
Fahri'yi zor durumda bırakmak için '' Bırak ne konuşuyorsun, biz senin eşinin sırtındaki beni biliriz'' der, bunu duyan Fahri alkolün ve kıskançlığın verdiği tesirle eve gider çiçeği burnunda gelin Fahriye'yi öldürür. Öldürür de işin aslı sonradan ortaya çıkmıştır. Fahriye ile hamama giden mahalle hanımlarından biri bahsetmiştir eşine Fahriye'nin sırtındaki benden. Bu eş; Fahri'nin katil, Fahriye' nin katledilmesine sebep olmuştur.
Sabahın ilk ışıklarında melek yüzlü Fahriye'nin cesedinin yanında kendine gelen Fahri yaptığı hatadan derin pişmanlık ve üzüntü duyarak bu türküyü seslendirir.

Bu türkü, bu acı hikaye çoktandır hafızamda ancak son zamanlarda bu ikisi bana sadece çaresizliği ifadelendiriyor. Çaresizlik; kavuşmak için peşinden koştuğu, aşkıyla deli divane olduğu sevdiği kadını bir fitneye kurban eden adamın yakarması, yalvarması, geriye dönememesi, önünü görememesi, en kötüsü de dünya güzelini tekrar hayata döndürememesi.
Çaresizliğin iliklerine kadar işlediğini türkünün dizelerine nasıl da nakşetmiş Malatyalı Fahri: ''Şafak söktü yine Sunam uyanmaz, Hasret çeken gönül derde dayanmaz. Çağırırım Sunam sesim duyulmaz, Uyan Sunam uyan, derin uykudan.''
 Şafak sökmüş, her şey gün ışığına çıkmış, yerdeki cansız bedene uyanması için yalvarmış yakarmış, sesini duyuramamış ama öldüğüne de inandıramamış kendini, derin uykuya daldırmış hayalinde belki uyanır diye çaresizce beklemiş.
Bu acıklı hikayede sadece çaresizliğe dikkati çekmem belki benimle ilgili biraz.Biraz da benim dışımdaki her şeyle,  herkesle ilgili.. Hani her başarının arkasından derler ya; hayat merdivenin de tırmanırken önemli bir basamağı daha geride bıraktık diye. Çok eskiye ait olmalı bu söz, şimdilerde hayatın bir merdiven benzetmesi mesabesinde olduğuna inanmıyorum. Hayat; daha çok çılgın dalgalarında bizi yutmuş, sonunu göremediğimiz, ancak çırpınarak hayatta kalabildiğimiz kocaman bir çağlayan. Tabir-i caizse demeyeceğim bile..
Çaresizlik: Siz bu koca dalgalarla boğuşurken, bir şekilde karadan tutunmuşken, çırpınırken çıkmak için sudan, ayaklarını boşlukta sallarken ve kaybederken yavaşça gücünü, kayarken parmakların toprağı kazıyarak, feryat ederken, belki biri çıkıp gelir diye umudunu tazelerken. Ve biri görünürken çok uzaktan, yavaş yavaş gelirken sana doğru, sen umudunu çaresizliğinle savaştırırken, nefesin tükenmek üzereyken, yardım et! derken, artık tek parmakla karaya tutunurken, o büyük Umudun, hayata tutunduğun tek parmağını umarsızca çiğneyip geçmesidir..
Ve sen yine o yorgun, bitkin halinle çaresizce o dalgalarla boğuşmaya mahkum bırakılırsın. Evet hayat bu..
Yoksulun yüzü soğuktur derler, eğer yoksulsanız bu hayatta yoksunuzdur. Kimse sizi görmez. Size 'İnanıyorum sana başaracaksın' diyenler siz karaya çıkana kadar sizi yok sayarlar, görmezden gelirler. Çünkü hayat onlara da bu rolü biçmiştir, o yüzden birilerini suçlamak yersiz. Sonuçta herkes için yaşamak; sonu olmayan bir kendini gerçekleştirme yarışıdır ve finali olmayan bu yarışı ancak ölüm bitirir.

Malatyalı Fahri, ne yaparsa yapsın Fahriye'yi geri getirebilecek mi? Ama belki bir arkadaşı ona kötülük etmişken diğerlerinden biri çıkıp ona iyilik etme cesaretinde bulunsaydı, engelleseydi bildiği doğruyu söyleseydi en azından, biz bu türküyü dinleyip efkarlanmaz, onların mutluluklarına şahit kılacakları türküleriyle neşelenebilirdik. Fahri ne yaparsa yapsın Fahriye'yi geri getiremeyecek. Çünkü o çaresiz.
                       
                                                                                                        09/06/2013
                                                                                                                 01:47