mesala...

kendi iç aleminize hoş geldiniz...

27 Şubat 2013 Çarşamba



                                                                YALANSIN DÜNYA!

Dağın kenarında yürüyen adam birden sendeledi ve yanı başındaki uçurumdan düşmeye başladı. Düşerken can havliyle kenarda sarkmakta olan yarı kurumuş dal parçasına tutunmayı başardı. Ancak bu kökleri çürümeye durmuş bitkinin adamı uzun süre taşıyamayacağı ayandı. Adam dal parçasının çatırtılarının kıvamında bir sesle bağırmaya, yardım istemeye, yalvarmaya başladı. Ses dağlarda yankılandı, adama ulaştığında bitkin ve umutsuz bir haldeydi. Son çare olsun için hayatı boyunca aklından geçirmediği, beynine çivi gibi çakıldı. “Tanrım” dedi. “Tanrım bana yardım et, yalvarırım bana yardım et. Yalnız sana güveniyorum Tanrım, bana yardım et!” öylesine içten ve öylesine arınmış ve çıplak bir yakarıştı ki bu, yukarılardan karşılık gördü; “Sen, insanoğlu!” dedi ses. Buraya düşmeden önce, önceden de önce, hayatının tüm öncelerinde beni tanımazdın. Benden yüz çevirmiş olarak kibirle hayatını benden sakınırdın. Bir Tanrıtanımaz olarak bu düştüğün durumda sana nasıl yardım etsin yok dediğin şey” dedi. Adamın gözleri irileşti, yüzü karardı lakin yinede yalvarmayı sürdürdü; “Evet Tanrım tüm dediklerin doğru seni tanımazdım, bunu kibirle ilan ederdim. Ama şimdi anladım Tanrım! Her şeyi anladım. Lütfen Tanrım bana yardım et! Yalnız sana güveniyorum Tanrım! Düşmek üzereyim yalnız sana güveniyorum!”
Ses şöyle dedi; “ O halde tutunduğun dalı bırak!”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder